“YÜZÜNE BAKILACAK ADAM KALMADI”

Türk Dünyası Edebiyatının büyük şairi Bahtiyar Vahapzade’nin “İki Kör” adını taşıyan bir şiiri var. Vahapzade’nin şiiri şöyledir:
İKİ KÖR
Bir kör tanıyıram gözü görse de
Özü kör değil.
Bazen gam odunda kavrulsa da,
Aklına, hissine o nankör değil
Geceli gündüzlü yazır, okuyur.
Aklının gözüyle görür, duyur.
Ancak… bir de var… kör değilse de,
Gözü görmeyir.
Dostu göz önünde öldürülse de
“görmedim” deyir.

Şiir böyle diyor. Gözü kör olan ama özü kör olmayanla gözü açık ama aklı, gönlü, yüreği kapalı adamın durumu gayet güzel açıklanmış bu şiirde. Doğruları söylemek, görmek, anlatmak, gerçeklerin yanında durmak artık kolay iş değil. İnsanların çok büyük bölümü artık menfaat kapısının önünde oturuyor.
Bilgi çağına girdik diye atılan nutuklara inat “bilginin de kirlendiği bir çağa” girdik. Aslında bizim çağımızın insanı kirletmedik bir şey bırakmadı. Doğayı kirletti, insanlığı kirletti, bilgiyi, haberleşmeyi kirletti, helal lokmasını kirletti. Eskiden insanlar, “başım dik, alnım ak” derlerdi, “haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” denirdi, “halkın ve Hakkın sesi” olunurdu. Şimdi menfaat pazarında tezgah kuruldu, her gün dağıtılan ulufelerden pay alanlar sustu, oturdu.

“Zalimi asla sevmeyenler, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemeyenler” , başta kendileri zalim oldular, kendileri küfretmeye başladılar. Ve öylesine bir yalaka tabası zuhur etti ki şairin dediği gibi “Dostu gözü önünde öldürülse de” o üç kuruşluk menfaati için “görmedim deyir” oturur ve keyfini sürer. Helal sofrasına kattığı haramla “ağulu aş” yediğinin farkında değil. Çünkü gözlere bir perde iniyor, evet bu öyle bir perde ki insan doğruları asla göremeyecek kadar batıyor karanlıklara.

Aşık Seyrani, bir gün Develi’de Cuma namazından çıkışta eski bir dostunu görmüş. Hele şuna bir hal hatır sorayım deyip ihtiyarın yanına varmış. Ona hal hatır sormuş. Adam da başlamış sızlanmaya:
-Artık iyice ihtiyarladım, gözlerim de görmez oldu.
Seyrani Baba, ihtiyar dostuna teselliyi vermiş:
-Üzüldüğün şeye bak. Gözlerin görmüyormuş. Yüzüne bakılacak adam mı kaldı sanıyorsun?

Evet, yüzüne bakılacak adam kalmadı. Ben yaşadığımız çağa bu yüzden “idealizmin çöküş çağı” adını verdim. İnsanlar kutsal saydıkları değerleri, çok çabuk eskittiler. O yüzden insanlara bakıyorum da herkes yitirdiği şeyi arıyor. Namusunu, ahlakını, vicdanını, dinini, imanını, yiğitliğini, töresini, geleneğini kaybetmiş ama farkında değil. Son derece büyük hırslar icat edip madde tapıcılığı yaptıklarının farkında değiller. Gönül gözlerinin soba borusuna döndüğünü ve bir çırpılmaları, arınmaları gerektiğini anlamıyorlar. Sözüm bir zümreye, bir şahsa veya gruba değil, herkesedir. Çünkü biz, özeleştiri yapmayalı da çok zaman oldu. Kimse üzerine alınmıyorsa sözüm kendimedir. Biz iğneyi kendimize batıralım da gerisine karışmayalım.
Şair Rasim Köroğlu’nun bir hicviyesi ile noktayı koyalım:

YAPTILAR
Değiştirip nice adet, töreyi,
Bu garip gönlüme tasa yaptılar,
Sever oldu şimdi herkes parayı,
Gömleğin sırtına kese yaptılar.

Ara ki bulasın derde ortağı,
Kimse görmez gözde duran merteği,
Dedi kodu eder kızı, erkeği,
Şimdi fiskos için masa yaptılar.

Milyonlar harcayıp bir tek tüpüne,
Hanımlar benzedi boya küpüne,
Herkes şekil verdi kendi tipine,
Bütün yatırımı süse yaptılar.

Daracık pantolon giymiş kıçına,
Hayret ettim nasıl girmiş içine,
Bıyık bilmez, toka takmış saçına,
Koç yiğit gençleri köse yaptılar.

Cazı koyduk şarkı, türkü yerine,
Anlamaz ya dinler körü körüne,
Ucu gider değer diye birine,
Sazların sapını kısa yaptılar.

Korumazsan eğer kendi özünü,
Biri gelir açar senin gözünü,
Rasim'in dediği gerçek sözünü,
El sallayıp faso fiso yaptılar.
Rasim Köroğlu
0