Kayserili ile Zoolog / S.Burhanettin AKBAŞ

Kayserili trende çalıştığı zoologdan ne iş yaptığını sorar. Zoolog
hayvanlara ait bilgi sahibi olduğunu kısa yoldan anlatır, Kayseriliye. Fakat bu iş bir türlü Kayserilinin aklına yatmaz:
Siz dünyadaki tüm hayvanları biliyor musunuz?
-Evet, der zoolog.
Kayserili biraz düşündükten sonra:
-Peki senin bilmediğin hiç hayvan yok mu?
-Evet benim bilmediğim hiç hayvan yok.
-Ya varsa?
-Olamaz.
-Olur olmaz derken iş iddiaya biner. Kayserili:
Bilirsen 10 lira vereceğim. Bilmezsen 100 liranı alırım. Sen de bana bir hayvan soracaksın. Bilirsen 100 liranı alırım, bilmezsem 10 lira veririm.
Kayserilinin bu çıkışına biraz sinirlenen zoolog:
-Kabul ediyorum sor.

Kayserilinin sorusu şu olur:
-Söyle bakalım üç ayaklı hayvan nerede yaşar?
Zoolog düşünür, taşınır:
-Bilemedim, der.
Kayserili:
-Bilemediğine göre ver bakalım 100 lirayı.
Zoolog 100 lirayı verir ve hemen soruyu yapıştırır:
-Siz söyleyin üç ayaklı hayvan nerede yaşar?
Kayserili düşünmeden paranın 10 lirasını uzatır zoologa ve:
-Al şu 10 liranı ben de bilmiyorum.

Görmediğiniz İstanbul a inanıyorsunuz da...


Kayserili Derviş Efendi komşusuna bir miktar borç para vermiş. Zaman gelmiş adam parayı getirmemiş. Derviş Efendi adamdan parasını istemiş, adam inkar etmiş ben senden para almadım şahidin var mı? demiş. Bunun üzerine Derviş Efendi yakın komşularından birkaç kişiye kendisine şahitlik yapmasını istemiş. Komşuları:
- Derviş Efendi biz sana nasıl şahitlik yapalım, para verdiğini görmedik ki demişler.
Bunun üzerine Derviş Efendi komşularına dönerek:
-İstanbul var mı? demiş.
Komşuları:
-Var demişler.
-Pekiyi gördünüz mü? Demiş.
Komşuları :
-Görmedik demişler.
Öyleyse var dediğiniz ve görmediğiniz İstanbul’a inanıyorsunuz
da neden benim para verdiğime inanmıyorsunuz demiş.

Kayserili ile Doktor


Bir doktorun tabelasında, muayene ücretinin yüz, kontrolünün elli kuruş olduğu yazılıymış. Bir Kayserili kurnazlık yapmış, doktorun yanına varınca:
-Doktor, işte yine ben geldim,
demiş ve muayeneden sonra da tabii ki elli kuruş vermiş. Fakat doktor da daha kurnaz çıkmış:
-Pekiyi öyleyse yeni reçeteye hacet yok, eskilerine devam et demiş.

Bugün günlerden ne?


Adamın bir tanesi Kayserili tüccardan veresiye mal almış. Zamanı
gelmiş Kayserili parasını istemiş. Fakat adam vermek taraftarı değilmiş. Kayserili eğer biraz daha adamın üstüne gitse adam neredeyse inkar edecekmiş. Kayserili bakar ki adam inkar edecek işi oluruna bırakmış. Borçlu olan adam Kayseriliye dönerek:
-Arkadaş, Pazartesi günü gelme, Salı günü gelme, Çarşamba gelme, Perşembe gelme, Cuma gelme, Cumartesi gelme, Pazar gelme Allah’ın bir günü gel diyerek haftanın her gününü saymış.
Kayserili kara kara düşünürken aklına parlak bir fikir gelmiş. Bu adam bana haftanın her gününü saydı ama Bayram günü gelme demedi demiş. Bir bayram günü adamın yanına gitmiş, borcunu istemiş. Adam:
Arkadaş bu gün ne günlerden,
-Salı
-Ben Salı günü sana gelme demedim mi? Demiş.
Kayserili de:
- Öyleyse arkadaş gel şu yoldan geçen insanlara soralım onlar ne derse ben razıyım sen de razı mısın? Demiş.
Adam da razı olmuş. Yola çıkarak oradan geçen adamlara her ikisi de sorarlar.
-Arkadaş bu gün ne?
Geçen adamların tamamı da:
-Bu gün Bayram demiş.
-Sen bana bayram günü gelme demedin ki demiş.
Adam da ikna olarak borcunu ödemiş.

Kuyuya bilezikle ağızlık tak!


Merkezin Şükrü Efendi Şeker deki bağına bir kuyu inşa ettirir. Ancak kuyunun bileziği ile ağızlığını yaptırıp işi bitiremez. Bir gün komşulardan Hacılarlı taş ustası Akliye Baba, hoca efendiye hoş geldin’e gelir. Sohbet esnasında kuyunun inşaatının bitirilmediğinden söz açılınca, Şükrü Efendi misafire hitaben:
Hüdanın işine bak.
Attı bizi buraya Hak
Şu bağın kuyusuna
Bilezikle ağızlık tak

Dörtlüğünü söyleyerek inşaatının tamamlanmasını Akliye Babadan ister.

Genç yaşta dul mu kaldın?


Kayserili yaşlı nine bir gün belediye otobüsüne biner. Bakar ki
koltuğun birisinde kız gibi uzun saçlı bir erkek oturuyor. Yanına gelir, kendi kendine bir şeyler söylemek ister ama bir türlü söyleyemez. Nihayetinde:
-Kızım şöyle biraz çekil de ben oturayım.
Koltuktaki uzun saçlı erkek:
-Teyze ben kız değilim , der.
Yaşlı teyze bunun üzerine:
-Vah yavrum vah! Sen de benim gibi genç yaşta dul mu kaldın ha!



Not: Daha çok Kayseri Fıkrası okumak isteyenler www.fikra38.blogspot.comsitemize buyursunlar. Yüzlerce Kayseri Fıkrasını burada yayınlıyoruz.
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayseri’nin Etnik Yapısı

KAYSERİ’DE ZEYNEL ABİDİN TÜRBESİ, HANGİ ZEYNEL ABİDİN’E AİTTİR?

KAYSERİ’DE ZİYARET YERLERİNDEN BİRİ: KOYUN BABA TÜRBESİ