Kayseri'de Nevruz Bayramının izleri

S.Burhanettin AKBAŞ


Nevruz, On İki Hayvanlı Türk Takvimine göre yeni yılın ilk günüdür ve bütün Türk Dünyasında “Nezruz, navrız, navrez, nevres, ergenekon, çağan, bozkurt” gibi adlarla bayram olarak kutlanmaktadır. 21 Mart tarihinde Doğu Türkistan’dan Makedonya’ya kadar bütün Türk illerinde nevruz kutlamaları başlar. Nevruz, Türklerin Ergenekondan çıkışını anlatan “yeniden doğuş” bayramıdır. Farsça “nev:yeni” ve “ruz:gün” kelimelerinden gelmektedir ve bahar mevsiminin başlangıcı olan 21 Mart günü “bahar bayramı” olarak da kabul edilmekte ve kutlanmaktadır. Türkiye’de bizimle aynı kandan gelen Kürt kardeşlerimizin Nevruz kutlamaları daha önceki yıllarda PKK terör örgütü tarafından sabote edilmiştir ve örgüt nevruzu kendi gayeleri için kullanmaya çalışmıştır. Lakin, Türk insanın sağduyusu yine olaylara hakim olmuş, nevruz bayramının bütün Türk dünyasının bayramı olduğu, Türk dünyasındaki yakınlaşma sonucu anlaşılmış, güvenlik kuvvetlerimiz nevruz kutlamalarına her zaman sıcak bakmışlardır. Askerlerimiz ve polislerimiz de yöre insanları ile birlikte halaya durmuşlar, kazanlarda pişirilen bulgur pilavı hep beraber yenmiştir. Nevruz Bayramı, barış ve kardeşlik günüdür. Bizim bayram günlerinde neler yaptığımızı herkes bilir. Nevruz bayramında da aynı şeyler yaşanacaktır.

KAYSERİ’DE NEVRUZ NASIL KUTLANIRDI?

1993 yılında Erciyes Üniversitesi’nde düzenlenen “Nevruz Paneli” ne katılmıştım. Konum, Kayseri yöresinde Nevruz Bayramının nasıl kutlandığı, nevruz bayramında yerine getirdiğimiz bir kısım gelenek ve göreneklerin hatırlatıldığı bir çalışma idi. Şimdi, bu çalışmadan bir kısım ayrıntıları sizinle paylaşmak istiyorum.

KAYSERİ’DE NEVRUZA “NAVRIZ” DERLER

Nevruz ismi Kayseri yöresinde “navrız” olarak söylenmektedir. Navrız, baharın gelişini temsil eden bir gündür ve bu gün yaşanan mutluluğun bir göstergesi olarak çeşitli eğlenceler ve kutlamalar yapılır.

Navrız, baharı müjdeleyen bir çiçektir aynı zamanda. Çocuklar bu çiçeği dağlardan, kırlardan toplayıp bir deste halinde evlerine getirirler. Bazı köylerimizde, navrız çiçeğini toplayıp ailelerine getiren çocuklar, “müjdeli bir haber” getirmiş kabul edilir ve aile büyükleri tarafından para, şeker veya kavurga verilerek ödüllendirilirler.

KAYSERİ’NİN MEŞHUR TÜRKÜLERİNDEN BİRİ

“NAVRIZ GELİN” TÜRKÜSÜDÜR

Nevruz adı, Kayseri’de kişi adı olarak da kullanılır. Nevruz, hem erkeklere hem de kadınlara verilen bir ismdir. Kayseri’nin meşhur türkülerinden biri de “Navrız” adını taşıyan bir geline yakılmış olan türküdür.

Navrız Gelin

Şu dağları aşmalı

Çifte camız koşmalı

Yar askere gidiyor (Navrız Gelin yörü)

Kiminen konuşmalı (öldürüyon beni)









Şu dağların karı var

Hep ellerin yari var

Sen ağlama sevdiğim (Navrız Gelin yörü)

Ben ağlasam yeri var (Öldürüyon beni)



Mart ayı Kayseri’de yarısı kış, yarısı bahar olarak kabul edilen bir aydır. Kayseri halk takvimini gösteren atasözlerimiz bunu ifade eden örnellerle doludur. Mart ayında tavuklar daha çok yumurtlar, bu ay kuzuların doğum ayıdır. Kuzunun doğumu ile ilgili bir kısım âdetleri yarın anlatacağım. Bugünlük mart ayı ile ilgili Kayseri’de söylenen şu atasözlerini sunuyorum.

**Mardın karı tavadaki yağa benzer.

**Mardın yarısı ağlar, yarısı güler.

**Gücüğün(şubatın) arpası, mardın golpesi (körpesi, yani kuzusu)

**Mart martlanır, tavuğu yumurtlanır.

**Martta sıçan siğmese (yani yağmur yağmasa), nisan da yağsa dinmese, mayıs da ekinim var diye övünse.

**Mart kapıdan baktırır, kazmayı küreği yaktırır.

**Mart ayının yarısı kış, yarısı yaz.



Mart ayının yarısı kış, yarısı bahar inancından hareketle genelde bu ayın son yarısında kırlara çıkılır. Karların altında yetişen bir cins yaban soğanı toplanır. <<Çilli Soğan>> adı verilen bu soğana oldukça kıymet verilir ve bir kısmı oradaki kır sofralarında yenir, bir kısmı da evlere getirilirdi.

Kayseri ve yöresinde baharın gelişiyle birlikte bir kısım oyunlar oynanırdı. Bunlar arasında at yarıştırma, cirit, öküz tokuşturma, deve oyunu, çeşitli güreş müsabakaları ve sinsin oyunu sayılabilir.

MART AYI, DÖL AYI

Şubat ayının onunda kuzular, ana karnında yüzüncü gününü doldurur. Kuzunun ana karnında yüzüncü günü doldurması sevinçle karşılanır, çünkü kuzuların artık büyük tehlikeleri geride bıraktıklarına inanılır. Bu seviçle “yüz ketesi” pişirilir. Yapılan keteler, çobanlara ve konu komşuya dağıtılırdı.

Mart ayı döl ayı olarak bilinir. Kuzular mart ayının sonlarına doğru doğarlar. Bu da ayrı bir sevinç yaratır ve eğlencelere vesile olur.

KÖSE OYUNU

Mahallenin çobanı, gençleri başına toplar. İçlerinden biri köse olur. Köseya pala bıyık takılır, sakal bağlanır, başına bir terlik konur, arkasında abası vardır. Beline beş on adet dangırdak (Çıngırak) bağlanır. Gençlerden birisi gelin kılığına büründürülür. Gelin kılığına girecek gence entari giydirilir, başına bir çar verilir.

Gencin bir tanesi omuzuna bir heybe ve eline bir çilingir alır. On onbeş kişilik grup yanlarında köse ve gelin olduğu halde akşam vakti, kendi mahallelerinde ev ev gezerler. Bir eve geldiklerinde kapıda çıngıraklar çalınır, kapı vurulur, ev sahibi kapıyı açar. Köse evin ortasına sırtüstü yatar, gelin başlar ağlamaya:

Kösemin de gözü humar

Birin açar birini yumar

Ablasından harçlık umar

(Ağasından hrçlık umar)

Kalk gidelim köseciğim

Bu ağıttan sonra evin erkeği kösenin ağzına para atar ve köse kalkar. Eğer evin erkeği yoksa o evin kadını, kösenin ağzına bal veya yağ kor. Bazan şaka olsun diye Kösenin ağzına kül veya kömür atarlar. Ayrıca heybeyi taşıyan şahsa bulgur ve yağ verilir.

Böylece mahalledeki evler tek tek gezilir. Fakir ve küçük çocuklu eve uğramazlar. Sonunda toplanan bulgurlardan ya bir bulgur pilavı pişirilir ya da bulgur satıp tatlı birşeyler alıp yerler. Toplu halde gezerken de şöyle bağırırlar:

Çobanın ayı yetti

Kuzunun tüyü bitti



Kaynaklar: Prof.Dr.Ahmet UĞUR, Akkışla, Ankara, 1980

S.Burhanettin AKBAŞ, Bünyan Yöresi Halk Edebiyatı, Folklor ve Etnografyası, Kayseri, 1994.
Yorum Gönder

Popüler Yayınlar