ÇOCUKLAR TATİLDE KİTAP OKUMALI

Çocukken dedem kardeşlerimle beni sedirin üzerine oturtur ve duaları ezberletirdi. Yanlış okuduğumuz yer olursa eliyle dizlerimize dokunurdu. Hemen düzeltirdik. Sonra soru cevap faslı başlardı:
-Ümmetin ne?
-İslam ümmetindenim.
-Milletin ne?
-Türk Milletindenim.
-Peygamberin kim?
-Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ...
Biraz da hoş gelirdi bu laflar. Yani dedem benim kim olduğumu bilmiyor mu ki ikide bir bunları sorup duruyordu. Sonradan anladım ki, dedem haklıydı. Bu dünya kimlikler ve kültürler üzerinde duruyordu. Arada kalanlar da sonbahar gazeli gibi bir o yana bir bu yana savrulup duruyorlar. Halbuki o bizi Osmanlı’nın çınarı gibi Cumhuriyet çınarı haline getirmek için üzerine düşeni yapıyordu. Şimdi o dedelerden fazla kalmadı. Dedelerimizin yerini artık kitaplar almalı.

            Çocuklara alınacak en güzel hediyenin kitap olduğunu biliyorsunuz sanırım. Biz TV’nin başında çok uzun zamanlar harcayan bir toplum olduk. Okuma kültürünü çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara kazandıramazsak çocuklar da bizim gibi TV bağımlısı olacaklar. TV’lerimiz ise görüldüğü gibi toplumumuzu ileri götürecek yayınlardan uzak, milli kültürümüzle bağdaşık değiller. Halkımız ile TV’lerimiz arasında yıllardır var olan bir uyumsuzluk var.
            Çocuklarımızı TV’nin hakimiyetinden kurtarıp kitap alanına taşımamız lazım. Bunun için naçizane birkaç önerim olacak.
1.      Madem ki ağaç yaşken eğilir sözü doğrudur. Çocuklara ilkokul ve ortaokul yıllarında mutlaka ders dışı kitaplar okutmalıyız. Şükürler olsun ki, artık her seviyede çocuğumuzun okuyacağı kitaplar var ve kitapçıların raflarında duruyor. Bu kitaplardan özellikle milli kültürümüze ait olanları seçiniz. Milli Kültür derken, Türk Tarihi ve Türk Edebiyatını esas aldığımı söylemek istiyorum.
2.      Bizim çocuklarımız, bizim kültürümüze ait kahramanları çocuk yaşta öğrenmeliler. Bunu bugün başaramazsak, ileriki yaşlarda okur öğrenir demek büyük bir hata olacaktır. Çünkü, her şeyin bir zamanı vardır ve zamanında yapılmayan işler zamanla yerini başka şeyler doldurduğu için asla telafi edilemez. Çocuk, duaları küçük yaşta öğrenebilir; ileriki yaşlarda dua öğrenilebilir sözü teknik olarak mümkünse de asla çocuk yaştaki öğrenmenin yerini tutamaz. Çocuklarımıza Keloğlan’ı, Nasreddin Hoca’yı, Dede Korkut’u, Bamsı Beyrek’i, Ulubatlı Hasan’ı, Genç Osman’ı vs. tam zamanında aktarmalıyız. Yani ilkokul 4 ve 5. sınıflardan başlayarak onlara bir kütüphane kurmanın ilk hazırlıklarını yapmalıyız. Unutmayınız ki öncelik bizim tarihimizde, bizim edebiyatımızda, bizim kültürümüzde olmalıdır. Öyleyse ilk olarak Türk yazarlarını okutmak bir zorunluluktur. Bir çocuğun zihninde kim olduğuna dair ilk izlerin belirmesi için tercüme eserlerden uzak olmasında yarar vardır.
3.      Aldığınız bu kitapları anne babalar olarak sizler de okumalısınız. Çocuklarımızla o kitapta anlatılan konuları paylaşabilmek için bu gerekli olabilir. Çocuk, okuduğu bir kitaptan duyduğu heyecanı yakın çevresi ile paylaşmak isteyebilir. Siz okunan eserin içeriğinden mahrum iseniz çocukla hiçbir şey paylaşamazsınız. İyi bir anne baba, çocuğuna “kitap oku” diyen anne baba değildir; çocuğu ile kitap okuyan anne babadır. Eğer siz kitap okursanız, çocuğunuza “kitap oku” demek zorunda kalmazsınız; çünkü onlar sizden gördüklerini aynen alırlar.
4.      Öyleyse anne ve babalar, çocuklarınızla birlikte kitap okuyun.
5.      TV seyredeceğiniz saatleri belirleyin ya da TV’deki programların içeriğini kontrol ederek sınırlandırma koyun. TV’nin başında çocukları uyuşturmayın.
6.      Çocuklarınızı dinleyin. Bakınız sadece konuşun demiyorum, onları dinleyin. Her konuyu onlarla tartışın, onların ne düşündüklerini öğrenmeye çalışın. Sürekli onlara bir şeyler empoze eden kişi durumuna düşmeyin. Doğruları ona siz söylemeyin, sadece onun doğruları bulmasına yardımcı olun.
7.      Çocuklarımız zamanında bu eserleri okurlarsa bir ömür boyu rahat ederler. Artık onları milli kültürümüzden uzaklaştıracak hiçbir etki söz konusu olamaz. Tersine düşürürsek, bu dönem boş  geçmiş ise çocuklarımız gençlik dönemine adım attıklarında doğacak boşluğu aklınıza gelmedik şeylerle doldurabilirler.
8.      Çocuklarımız lise yıllarına gelmeden dini, ahlaki ve kültürel birikimlerini almış olmalıdırlar. Bu konuda yardıma ihtiyacınız varsa öğretmenleriyle görüşmelisiniz. Sizin yeterli olamadığınız alan hangisiyse o konuda yardım almalısınız. Mesela, çocuklar duaları bilmiyorsa mutlaka camilerde açılan kurslara gitmeliler ya da bir büyüğün yardımıyla namaz dualarını öğrenmeliler. Şimdi teknoloji daha da ilerlediğine göre CD’ler ve kasetler de bu konuda yardımcı olabilir. Dini eğitimi sakın küçümsemeyin. Milli kültürümüzün temel nüvesidir. İslamiyet, bin küsur senedir Türk kültürünü motif motif süslemiştir. Bizim medeniyetimizdeki temel unsurdur. O yüzdendir ki Türk medeniyeti, bütün dünyaya alternatif bir medeniyet olarak sunulmaya adaydır.
9.      Çocuklarımıza evrensel değerleri de anlatmalıyız. Çevrecilik, doğa sevgisi, insanlık sevgisi, doğruluk, adalet bizim kültürümüzün temellerindendir. Bunları dışarıdan alınmış “ithal kavram”lara dönüştürmeyiniz.
10.  Lise çağındaki çocuklarımıza ise Milli Eğitim Bakanlığının önerdiği 100 Temel Eser serisinden kitapları okumalarını tavsiye ediyorum. 100 Temel Eser serisinde Türk ve Dünya Edebiyatının klasikleri bulunuyor ki öncelikle bunlar okunmalıdır.  
                  Lütfen çocuklarınıza ve kendinize kitap alın! 
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayseri’nin Etnik Yapısı

KAYSERİ’DE ZEYNEL ABİDİN TÜRBESİ, HANGİ ZEYNEL ABİDİN’E AİTTİR?

KAYSERİ’DE ZİYARET YERLERİNDEN BİRİ: KOYUN BABA TÜRBESİ