Kayıtlar

Ocak 18, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

CAMİİKEBİR Mİ, HUNAT MI?

Karşımdaki kelli felli adam bana hararetle konuşuyor ve diyor ki: -Bu şehirde yerlilerincenazesi Camiikebir’den, köylülerin cenazesiHunat’tan kalkar. Muhabbet yine aynı … Yerli ve köylü muhabbeti yapılıyor. -Niye diye sordum. Camiikebir, Danişmentli eseri, Hunat da Selçuklu eseri… Engin tecrübesiyle muhterem insan açıkladı: -Hah dedi. Camiikebir, kalenin içinde kalıyor, halbuki Hunat, kalenin dışındadır. Ayrımı şimdi anladın mı? -Anlamadım dedim, Hunat’ı yaptıran Mahperi, Alaaddin Keykubat’ın eşi…O Alaaddin’in değerini tarihçilere sorun ya da tarih kitaplarında okuyun. Melih Mehmet Gazi gibi Kayseri için paha biçilmez bir şahsiyet. Bugünkü Şeker Gölü, onun adını taşırdı ve Keykubat Gölü denirdi ve orada yine Alaaddin Keykubat’ın sarayı ve Keykubat Tepesi denen bir yer vardı. Ne anlatırsanız anlatın birileri canları sıkıldı mı bu yerli- köylü muhabbetini canlı tutmaya devam ediyor. Ne söylerseniz söyleyin yine de fayda etmiyor.