Kayıtlar

Ocak 16, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HARAMZÂDELER

Son yıllarda “aslını inkar eden haramzadeler” türedi. O kadar da çoğaldılar ki burnunu çevirsen bir haramzade çıkıyor karşına…
Kimdir bu haramzadeler?
Haramzadeler neler yaparlar gibi bir bahsi aralayacak olursak…
Haramzade, ağzındaki baklayı söyleyemeyen kişidir.
Söyleyemediği için de karnındaki gurultulardan bilimsel gerçekler çıkarır.
Türk tarihine düşmandır.Türk Milletine düşmandır.Türk Ordusuna düşmandır.Atatürk’e düşmandır.Türk’ün bütün değerlerine düşmandır.
Haramzade, Atatürk’e düşmanlığını açıkça söyleyemediği zaman  “Kemalizm” ya da “Atatürkçülük” gibi bir kavrama saldırır. Aslında Atatürk, bu Kemalistleri ya da Atatürkçüleri görse şöyle dermiş, böyle dermiş diye başlayan muhabbetinin temelinde yatan gerçek şudur: Ben Atatürk’e doğrudan doğruya öyle bir saldıracağım, öyle bir saldıracağım ki… Lakin, kendi hesabıma uğrayacağım zarardan çekindiğim için hedefime Kemalistleri ya da Atatürkçüleri aldım, dolaylı yoldan atış yapmak zorunda kalıyorum diyor.
Haramzade, Türk kelimesini nered…

ŞAKİR SUNGAR VE FİLİĞİN EMİN ROMANI ÜZERİNE

Şakir Sungar, 1907 yılında Kayseri’de Camikebir Mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babasının adı Kamil, annesinin adı Necmiye’dir. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladıktan sonra Kayseri Lisesi’nde okumuş, onuncu sınıftan ayrılıp1933-1934 yıllarında öğretmenlik hayatına başlamıştır.Üç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul’a giderek “Son Posta” gazetesinde çalışmaya başlamıştır. İki yıl bu gazetede polis muhabirliği yapmış ve Cumhuriyet gazetesine geçmiştir. İki yıl da burada çalıştıktan sonra Tangazetesinde muhabirlik yapmıştır. Hakikat gazetesinde adli konularla ilgili röportajları yayınlanan Sungar, bu yazıları ile edebiyat dünyasına adım atmış oldu. İkinci Dünya Savaşı devam ederken Tan ve Hakikat gazetelerindeki görevlerine devam etmiş, İstanbul’un işgal edilmek gibi korkulu günler yaşaması üzerine evini Kayseri’ye taşımış, 1940 yılında da kendisi Kayseri’ye gelmiştir.


Sungar’ın Kayseri’deki geçen günlerinde zamanın Kayseri Valisi Cavit Ünver’in isteği üzerine Kayseri gazetes…

HEDEF 2015… DİASPORA, DÜNYAYI SARSACAK…

2015 yılı sözde Ermeni soykırımının 100. yıl dönümüdür ve 2015 yılına kadar Ermeni Diasporasının dev projelerle dünya kamuoyunun önüne çıkacağı artık netleşti. 
Diaspora neler yapacak? Duyumlarımıza göre: 
-Dev Holywood projeleri ile yeni filmler ve belgeseller yayınlanacak. 
-Yeni kitaplar çıkacak ve bütün dünya dillerine aktarılacak. 
-Soykırımı tanıyan ülkelerin yöneticilerine ödüller verilecek. 
-İnternette propaganda bombardımanı devam edecek. 
Diaspora, bu harcadığı (harcayacağı) paraları Ermenistan a verse, Ermeni halkı yokluktan kurtulur ama onların niyetleri bildiğiniz gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Belki daha fazlasıdır. Tehcirden önce Ermeniler, Şarkiyan Ermenileri, Kayseriyan Ermenileri, Sisiyan (Kozan) Ermenileri gibi bölümlere ayrılıyordu. Ermenilerin, Anadolu coğrafyasında çoğunluk oluşturduğu bir tek şehir mevcut değildi. Hatta şehri bırakın kasaba yoktu. Belki bazı köyler ancak tamamen Ermeni nüfusa sahipti. O yüzden tarih kitaplarında okuduğum bilgilere de bugün…

ZEKATIMIZI VERMEYİ UNUTMAYALIM?.

Dinimizin 5 şartından biri olan "Zekât"ın verileceği en anlamlı dönem olan Ramazan ayı çıkmadan hesaplarınızı yapın ve kesinlikle gözünüz arkada kalmadan, tereddüt dahi etmeden zekâtlarınızı muhtaç olanlara verin arkadaşlar. Sakın unutmayın: İlerleyen zaman içinde; getirisi öylesine muazzam olacak ki, şaşıp kalacaksınız. 
Allah ın bize bahşettiği gelirin 40 da biri bizim değil, sadece emaneten bizlere verilmiş durumda. 
Evet, 40 ın 39 u bizim ve anamızın ak sütü gibi helâl, dilediğimiz şekilde üzerinde tasarruf edebiliriz ama işte o 40 ta birlik kısım var ki, işte o değer bize (yeddiemin benzeri) geçici olmak kaydıyla elimize tutuşturulan miktardır... Bizler bu durumda köprü vazifesi görmekteyiz ve o kırktabiri elde etmemizin akabinde asıl sahiplerine; "maddi anlamda zor durumda bulunanlar"a aktarmak durumundayız.  s.
Sakın ola ki, "o para da benimdir" yanılgısına düşmeyelim... Yine tekrar ediyorum ki, o para asla ve asla bizim değil... 

Zekât hesaplarken ince…

GÜZELKÖY’DE (NİZE’DE) RAMAZAN EĞLENCELERİ

Koramaz dağlarının eteklerinde Melikgazi ilçesine bağlı bir güzel köy… Tarihi çok eskilere dayanan bu güzel köyümüzün eski adı Nize idi. Adını Güzelköy yaptılar. Tarihi güvercinlikleri, tarihi evleri ve Lale Devrinden kalma çeşmesiyle tam bir Osmanlı köyü görüntüsü veren Nize’de, Nizeli dostlarımız bizi Ramazan eğlencesine davet ettiler. Ramazan eğlencesi dedimse hemen iftardan sonra yapılan bir eğlence değil bu. Saat gece 1’de başlayıp sahura kadar, hatta bazen sabaha kadar süren bir eğlence… Hem geleneklerin yaşatıldığı, hem de insanların büyük bir birlik ve beraberlik örneği gösterdikleri bir Ramazan eğlencesi… Bizim Kayseri yöresinde bugün örneğine rastlamadığımız bir eğlence türü… Çünkü, bunları insanlar yıllar önce unutmuşken birden bire sanki tarih sahnesinden çıkmışlar ve günümüze gelmişler gibiler.


Saat bir civarında köyün meydanına toplanan insanlar ve özellikle gençler, iki davulun eşliğinde köydeki evleri gezmeye başladılar. Türlü eğlenceler çıkararak köydeki evlerin kapıları…