Kayıtlar

Ocak 12, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TUNCER GÜLENSOY HOCANIN KÜTÜPHANESİNE NE OLDU?

Önce Satır Arası gazetesinde sonra da İstiklâl’de aynı haberi okuyunca üzüntüm arttı. Habere göre, 18 yıldır görev yaptığı Erciyes Üniversitesi’ne kitaplarını bağışlayan Prof.Dr.Tuncer Gülensoy’un 5 bin kitabının yer aldığı kütüphane kapatılmış ve kitaplar depoya kaldırılmış. Her iki gazete de bu konuyu işlemişler. Aslında bu konuyu çok daha önce bildiğim halde, sabırla beklemekteydim. Hatta Hamdi Altuntaş’ın verdiği bir bilgi ile de rahatlamıştım. Hamdi Bey bana, Tuncer Gülensoy Hoca ile ilgili son derece olumlu görüşlerin dile getirildiğini, kütüphanenin de kapatılmasının söz konusu olmadığını söyledi. En yetkili ağızlar, Hamdi Beye böyle söylemişlerdi. Biz de bekledik ki üniversite yetkilileri Tuncer Gülensoy hocayı arayacaklar ve durumu birinci ağızdan kendisine anlatıp yanlış anlamayı düzeltecekler.

BÜNYANLI AŞIK SITKÎ (Gergemeli Memiş Hoca) / S.Burhanettin AKBAŞ

(1820-1892)
Aşık Sıtkî, 1820 yılında Gergeme köyünde doğmuştur. Gergeme köyü, bugün Bünyan’ın Doğanlar Mahallesidir. Sıtkî’nin asıl adı Memiş’tir. Yörede Gergemeli Memiş Hoca adıyla bilinir.
Kendisinin köy imamı olduğu ve Bünyan‘ın çevresindeki köylerde imamlık yaptığı bilinmektedir. Sıtkî’nin elimizde bulunan münacatından anlıyoruz ki şair, divani tarzda da şiirler söylemiştir. Bir divanının bulunduğu söylenmekte ise de bugüne kadar ele geçmemiştir. Halk şiiri tarzındaki şiirlerinin çoğu imamlık yaptığı köylerde başından geçen hadiselerle ilgilidir.

Develili Seyrani’nin çağdaşı olan Sıtkî’nin Seyrani ile karşılaştıkları, iyi dost oldukları, daha sonra Sıtkî’nin Seyrani’yi görmeye gittiği zaman Seyrani’nin ölüm haberini aldığı ve mezarı başında bugün sadece ilk dörtlüğü bulunan bir şiir söylediği bilinmektedir. Bu şiirin diğer dörtlükleri elde edilememiştir. Dörtlük şu şekildedir:
Kimi Sünni dedi kimi Kızılbaş
Kişi kâmil olamaz değmedikçe taş
Rabbin etsin sana imanı yoldaş
Gözet yollarımı be…

Mantı Destanı / S.Burhanettin AKBAŞ

Şimdi bu mantı destanını okuyunca mantıya düşkünlüğümüz var diye düşünmeyin. Oldum olası ne mantıya ne de arabaşına alışabildim. Hele arabaşı, başlı başına bir felaket… O hamuru, o şekilde yutmanın manasını hiç çözemeyenlerdenim. Evimizde mantının hemen her çeşidi pişer. Ben pek sesimi çıkarmam, mantının o şöhretinden çekinirim. Az buçuk mantıyı yerim ama “bugün de canım mantı istiyor” diye asla demem. Çünkü, hamuru o şekilde tatmayı oldum olası sevemedim gitti. Eskileri şöyle bir karıştırırken arşivimde olan bu mantı destanını görünce gülümsemeden edemedim. Demek ki mantıya bu derece meftun insanlar var. Neler yazmışlar neler. Belki siz de mantıya bu derece meftunsunuzdur, bilemiyorum. Ben bu noktada kadersiz bir adamım. İl dışına çıkmışım ve bir dostun evinde misafirim. Kayseri’den misafir gelmiş diye mantı yapıp önüme koymasınlar mı? Mantıya bakıp dedim ki: Burada da mı beni buldun? Ev sahibi ne dediğimi anlamadı ama ben ne dediğimi çok iyi biliyorum. 2002 yılında Yunanistan’da bile …

Ben Türküm

Değerli Kardeşim Mustafa Türkaslan’ın “Ben Türküm” şiirini sevgili dostlar bana yollamışlar, teşekkür ederim. Türk’çe düşünen, Türk’çe gören, Türk’çe yaşayan ve Türkçe konuşan bütün kardeşlerime bu şiiri armağan ediyorum.
Ben Türküm
Ben, Asyanın bozkırlarında
Tuğ kaldırıp, açı doyurup,
Çıplağı giydiren
Bilge Kağanım.
Yağız atlar sırtında
Anadoluya akın yapan
Tuğrul um, Çağrı yım
Malazgirt meydanında
Ak at üstünde ak kefenli
Alparslan ım,
Haçlı ordusunu durduran
Kılıçarslan ım.

Söğütte Ertuğrul oğlu
Kara Osmanım
Beyliği Devlet yapan,
Derleyip toplayanım.
Bursada Orhanım,
Kosavada Murad
Niğboluda Yıldırım.
"Ya sen beni al yada ben seni" deyip
İstanbulu alanım,
Atları denize süren
Gemileri karadan yürüten
Fatih Sulatanım...

Ben mazluma Yunusum
Sevgi var gönlümde,
Zalime Yavuzum
Kılıç var elimde!

Üç kıtayı gezen benim
Adaleti yayan ben.
Merhamet öğreten benim
Aleme nizam veren ben.
Elimle beslediklerim vurur beni
Sırtımda taşırım hançer izleri
İhanete uğrayan benim
Sırtından vurulan ben!

Ben Nene hatunum
Duydum maskof…

Kayserili ile Zoolog / S.Burhanettin AKBAŞ

Kayserili trende çalıştığı zoologdan ne iş yaptığını sorar. Zoolog
hayvanlara ait bilgi sahibi olduğunu kısa yoldan anlatır, Kayseriliye. Fakat bu iş bir türlü Kayserilinin aklına yatmaz:
Siz dünyadaki tüm hayvanları biliyor musunuz?
-Evet, der zoolog.
Kayserili biraz düşündükten sonra:
-Peki senin bilmediğin hiç hayvan yok mu?
-Evet benim bilmediğim hiç hayvan yok.
-Ya varsa?
-Olamaz.
-Olur olmaz derken iş iddiaya biner. Kayserili:
Bilirsen 10 lira vereceğim. Bilmezsen 100 liranı alırım. Sen de bana bir hayvan soracaksın. Bilirsen 100 liranı alırım, bilmezsem 10 lira veririm.
Kayserilinin bu çıkışına biraz sinirlenen zoolog:
-Kabul ediyorum sor.
Kayserilinin sorusu şu olur:
-Söyle bakalım üç ayaklı hayvan nerede yaşar?
Zoolog düşünür, taşınır:
-Bilemedim, der.
Kayserili:
-Bilemediğine göre ver bakalım 100 lirayı.
Zoolog 100 lirayı verir ve hemen soruyu yapıştırır:
-Siz söyleyin üç ayaklı hayvan nerede yaşar?
Kayserili düşünmeden paranın 10 lirasını uzatır zoologa ve:
-Al şu 10 liranı ben de bilmiyorum.

Gör…

YAMULA BARAJI GEZİSİ 2 / S.Burhanettin AKBAŞ

Yamula adı bu bölgeye sonradan verilmiş bir isimdir. Barajın yanındaki kasabanın adı Osmanlı kaynaklarına göre Yemliha-i İslamlu idi. Zamanla Yemliha oldu. Halk ise bu bölgeye "Yamula" adını veriyordu. Hatta yöre patlıcanları ile ünlüdür ve bu bölgede üretilen yerli patlıcana "Yamula Patlıcanı" deniyor. Bu isim resmi kayıtlara bugüne kadar geçmemişti. Bu barajla birlikte ilk defa halkın kullandığı isim benimsenmiş oluyor.
Ebiç köyünün seyrangahında çok güzel bir derinlik ile karşı karşıyayız. Gerek köyün göntüsü, gerek Yemliha Kasabası ve karşımızda Erciyes çok güzel görünüyor. Hemen arkamızda ise Yamula Baraj gölünün enfes görüntüsü var. Yamula Baraj Gölünün bu bölümünde çok kısmi bir ağaçlandırma faaliyeti var. Ama hiç yeterli değil. Yamula Barajı’nın yeşil bir örtüye kavuşup kavuşmayacağı da şüpheli… Ancak kamu arazileri, dağlar tepeler yeşillendirilebilir. Gölün yakınlarındaki şahıs arazileri ise nasıl ağaçlandırılabilir ki… Yamula Barajı, Kayseri Şehir Merkezini…