Kayıtlar

Haziran 17, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SITMA, BU İTİ TUTMA!

Resim
Ak saçlı, ak sakallı, nurani yüzlü adamın etrafında bir başka adam pervane olmuş, hasta olduğunu ve hastalığına uygun bir muska istemektedir. Ak saçlı adam:
-Ben hoca değilim, muska yazmayı bilmem dese de adama dinletemez. Adam bir gün değil, on gün değil, ak saçlı adamı iyice bunaltır. Adamın canına tak eder, kağıdı kalemi alır, eski yazı ile bir şeyler yazar ve ısrarcı adama verir.
Adam, muskayı kullanır ve şifa bulur. O da bir başkasına verir, o da şifa bulur. Derken muska, epey dolaştıktan sonra şöhretli bir muska haline gelir.
Muskanın ününü duyan hoca efendilerden biri, muskayı çoğaltmaya karar verir. Özene bezene sarılmış muskayı açar ve içindeki yazıyı okuyunca şaşırır kalır. Muskada şunlar yazılıdır:
“Sıtma, bu iti tutma; tutarsan da bırakma.”

BİZ YAPAMADIK SİZ YAPIN ÇOCUKLAR!

Resim
Hepimiz de aynı hatayı yapıyoruz aslında... Çocuklarımızın gençlerimizin huzuruna çıktık mı, başlıyoruz nutuk atmaya. Konu da hiç değişmiyor. Efendim, biz bu ülkeyi fazla kalkındıramadık, siz  kalkındırın! Biz krizlerle ülkeyi bu hale getirdik ama siz getirmeyin. Biz yabancı dil öğrenemedik ama siz öğrenin. Biz eğitimi, turizmi, şehirleşmeyi çağın gerisinde bıraktık, siz çağı yakalayın. Kısaca sözlerimiz aşağı yukarı hep böyle... Biz yapamadık siz yapın edebiyatı... Aslında bu nutukları atarken tümüyle haksız değiliz. Bize sunulan imkanların kıtlığından yakındığımız içindir her şey. Lakin birileri köye doğru olan gelişmeyi, kente doğru çevirmişse, “Köykent” dedikleri projeyi gerçekleştirip büyük şehirleri koskoca bir köy haline getirmişlerse (!), Anayasanın bütün Türk vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu ilkesini bir yana bırakıp herkes “imtiyazlı” olmak sevdasına düşmüşse, köy enstitüleri, halk evleri kapatılmışsa, köy okulları öğretmensiz kalmışsa, köyler doktorsuz hemşiresiz ka…