Kayıtlar

Nisan 15, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

“HANCI” ŞİİRİNİN UNUTULMAZ ŞAİRİ BEKİR SITKI ERDOĞAN

Resim
MERHABA


Üstüme üstüme yağma deli kar
Rüşvet kabilinden sana merhaba
Talas’ta bu akşam vuslatımız var
Bekir Sıtkı Erdoğan’a merhaba
17.12.1997

Hasan Sami BOLAK

17 Aralık Çarşamba günü Erciyes Üniversitesinin davetlisi olarak şehrimize gelen ünlü şair, yazar ve hat ustası Bekir Sıtkı Erdoğan, aynı gün Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesinde “Türk Şiiri” konulu bir konferans verdi. Aynı günün akşamı Kayseri’deki kültür ve sanat çevresinden insanlarla Erciyes Üniversitesinin onuruna verdiği yemekte bir araya gelen Bekir Sıtkı Erdoğan, şiir üzerine sohbetlerine burada da devam etti. Yemekte Kayseri’nin kültür ve sanat adamlarından Muhsin İlyas Subaşı, Alim Gerçel, Muzaffer Tok, Nevzat Türkten, Hasan Sami Bolak, Ayhan Gülsoy, Ahmet Sıvacı, Prof.Dr.Tuncer Gülensoy, Doç.Dr.Metin Karaörs, Halit Erkiletlioğlu, Yaşar Elden, Hüseyin Cömert,Şükrü Tarla, Bayram Durbilmez, Kadir Özdamarlar, Mustafa Arslan, Yar.Doç.Dr.İlhami Vural ve Prof.Dr.Cemal Özgüven (İ.İ.B.F. Dekanı) bulundular.

YILLAR …

SEYYİD BURHANEDDİN MUHAKKİK-I TİRMİZİ

Resim
Şehrimizde isimleri ile hizmetleri ile isimleri bu günlere gelmiş, Türk halkının gönül dünyasına taht kurmuş, birçok devlet adamı, mutasavvıf , ilim adamı ve şair vardır. Şöyle ilk planda aklıma gelen isimleri sayacak olursam: Kayseri’yi Türk yurdu haline getiren Danişmendli emiri Melik Mehmet Gümüştekin Gazi, Anadolu’da yetişmiş bir büyük insan Ahi Evran, Kayseri’nin mamur bir Selçuklu şehri olması için birbirinden eserlerle donatan Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat, İkinci Kılıçaslan’ın kızı Gevher Nesibe Hatun, Birinci Alaeddin Keykubat’ın eşi Mahperi Hatun (Hunat Hatun), Bostancı Baba, Emir Çoban, Bilgin Kayserili Abdülmuhsin, Eretna devletinin kurucusu Alaeddin Eretna, ünlü mutasavvıf Kayserili Davud, Oğuzların Salur boyundan olan ve kendi adına beylik kuran, ünlü şair ve devlet adamı Kadı Burhaneddin , Somuncu Baba (Şeyh Hamid-i Kayseri), ünlü mutasavvıf İbrahim Tennuri, mimarların piri Mimar Sinan, Seyyid Halil Devletli, Develili Seyrani ve Dadaloğlu aklıma ilk gelenler arasın…

Kayseri'nin yaralarını sarmak için geldi

Resim
Seyyid Burhaneddin Hazretlerinin Kayseri’ye niçin geldikleri yönünde kaynaklarda bir bilgiye rastlamak kabil olmamıştır. Mevlana Hazretleri ile Seyyid Burhaneddin Hazretlerinin aralarında bir konuşma geçtiği, Seyyid Hazretlerinin kendisinin yerine Şems-i Tebrizi’nin gelişine vakıf olarak bunu Mevlana’ya naklettiği ve Mevlana’nın üzüntülere gark olmasına rağmen Şeyhinin Kayseri’ye gelişine de razı olmak zorunda kaldığı anlatılır. Bu hikayede de Seyyid Hazretlerinin Kayseri’ye geliş sebebi açıklığa kavuşmaz.


Bu sorunun cevabını bulmak için Seyyid Burhaneddin Hazretlerinin Kayseri’ye geldiği sırada Kayseri’de ceryan edenlere olaylara kısaca baktığımızda, Kayseri şehrinin tarihindeki en acılı dönemlerden birini yaşadığı görülmektedir: Moğol istilası ve bunun neticesinde büyük Türkmen kıyımı.

MOĞOL İSTİLASI VE BÜYÜK TÜRKMEN KIYIMI

13. yüzyılda Selçuklu Devleti içerisinde Türkmenler birbirleri ile kıyasıya iktidar mücadelesi yaparlar ve kardeş kanı oluk oluk akar. 1239 yılında ise Moğollar…

Aşık Gözübenli (Mustafa Önder)

Resim
Türk Milletinin tarih sahnesinde boy gösterdiği ilk günden beri onlar vardı. Kimi boylar “kam”, kimileri “baksı”, kimileri ise “ozan” adını veriyorlardı. Bugün halk şairi veya âşık adını verdiğimiz ozanların Türk Edebiyat Tarihi içerisinde önemli bir yeri olmuştur. Devlet adamlarının hemen baş köşelerinde yer alırlar, halkın problemlerini yansıtırlar, dini ve milli törenlerde koşuk adı verilen şiirleri söylerler, yas törenleri olan “yuğ” törenlerinde halkın acılarına tercüman olurlardı. Kopuz adı verilen sazları eşliğinde destanlar söylerler, Türk kültürünü nesilden nesile aktarırlardı.


Bugün halk şairlarinin üstlendikleri görevler hemen hemen aynıdır. Bağlamaları eşliğinde bugünde halkın dertlerine tercüman olmaya devam etmektedirler. Onların yüzyıllardır devam eden duygu ve düşünce yoğunluğu günümüzde de devam etmektedir. Bu kültür, Türk milleti var oldukça da devam edecektir.

Günümüz halk şairleri arasında Kayseri yöresinden yetişmiş Aşık Gözübenli (Mustafa Önder), geleneğe uygun o…

TALAS-URA

Resim
Talas isminin tarihi bir isim olduğunu ve adını eski Türk şehirlerinden Talas’dan aldığını hemen hemen Kayseri’de herkes bilir. Biz de daha önceki yazılarımızda Kayseri’deki birçok yer adının Talas gibi Eski Türk yurtlarından alıp getirdiğimiz isimler olduğunu belirtmiştik. Aladağ (Alatav), Argıncık (Argın/Argun/Argu Türkleri), Gesi (Kesi Türkleri), Develi (Teveci İli) vs. gibi.


Geçtiğimiz günlerde Mimarsinan Kasabası’ndan Mustafa Çınar, ziyaretimize geldi. Mustafa Bey, Mimar Sinan Kasabası ile ilgili çok değerli bir çalışma yürütüyor. İnşallah bu çalışmayı kitap haline getirmeyi başardığında insanlar bu eserden faydalanma imkanını bulurlar.

Mustafa Bey, Mimarsinan yöresinin yer adlarını (mevki adı) bir harita üzerine yazmış. Bir kopyasını da bana lütfettiler, verdiler. Bu haritada Talas-ura diye bir mevki adı geçiyor. Talas-ura Osmanlı kaynaklarında köy olarak gösterilmişti. Bazı kaynaklarda adından bahsediliyor ama daha sonra köyün adı kaynaklarda geçmiyordu. Mustafa Bey, Mimar Sina…

ŞEKER AHMET (VAY DEZZE OĞLU!)

Resim
Karşınızda hoş sohbet bir insan... Bembeyaz saçlarıyla ve güleç yüzüyle birbirini bütünleyen bir çehre... Bilgeliğini öne çıkarmamak için gayret gösteren hoşgörü abidesi bir kişilik... En ciddi konuları bile esprili bir şekilde çözen son derece ince bir zeka yapısı.. İşte bu durumundan dolayı Kayseri çevresi ona “Şeker Ahmet” demiş. Onu tanıyanların ilk söylediği söz de zaten “Gerçekten şeker gibi bir insanmış” biçiminde oluyor.


Şeker Ahmet (Ahmet Z. Özdemir), hayatı seven yapısıyla, kendisiyle ve toplumla barışıklığı ile, ince nükteleri ile tanınmış ve sevilmiş. Şeker Ahmet’i yarınlara taşıyacak özelliği ise Türk Kültürünün ve Türk Dilinin büyük bir hayranı olması, Türk Diline ve Kültürüne büyük hizmetlerde bulunmasıdır. Onun “Avşarlar ve Dadaloğlu”, “Sarız’da Düğün”, Öyküleriyle Ağıtlar I ve II) ve “Öyküleriyle Halk Şiirleri” kitapları halk bilimi ve halk edebiyatı konusunda ortaya koyduğu anıt eserleridir.

Dile kolay, bir Şeker Ahmet, bu konularda ömrünü bağışlıyor. Emeğini esirge…

Bünyan Ulu Camii / Seyit Burhanettin Akbaş

Ecdadıma şükran, ecdadıma rahmet olsun


Bu camii bu burca yapan eller sağ olsun

Bu câmi, mâziden âtiye güzergâhınız

Bu câmi ilmimiz, iz’anımız, irfanımız

İçerisinde hûşu ile iman var, ibadet var

Öyle bir sessizlik, huzur var, saadet var

Kale gibi bu burçta yedi yüz sene durmuş

Fakirlere aş, yolculara sıcak bir yuva olmuş

Düşman bulamamış buranın altın anahtarını

Uygur atam kazmış kapısına en güzel sanatını

Bin bir şekil iç içe geçmiş, sıralanmış

Bir “kurt başı” şekille süsleme tamamlanmış

Camiikebir! Camiikebir! Camilerin sultanı

Müslüman Türkün Bünyan’daki ihtişamı

Kökünü arayan geldin caminin taşlarına sorsun

Yolunu arayan gelsin burada safa dursun

İşte ecdat, yüzyılların ötesinden sesleniyor

Ben buradayım oğlum Mehmet, kızım Ayşe diyor

Sarımsaklı Türkmeni haykırıyor bu burçtan

Sen de gel abdest al, bu güzel pınardan

Ecdadıma şükran, ecdadıma rahmet olsun

Uygur Atam Emir Mahmut, şad olsun şad olsun!

Seyit Burhanettin Akbaş

Bünyan Yöresi Türkmenlerini Ziyaret...

Resim
Bu ziyaretimde ise Bünyan Yöresindeki birçok Türkmen köyünü gezdim. Burhaniye ve Karakaya’dan başlayan yolculuğumda sırasıyla Sultanhanı, Karacaören, İğdecik, Pir Ahmet ve Koyun Abdal beldelerini gezdikten sonra son durağımız Musaşeyh köyü oldu. Diğer uğrayamadığım köylerimize ve kasabalarımıza da uğrayacağıma dair şimdiden söz verirken biraz da bu ziyaretlerin mantığını değinmek isterim. Şairin “”Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım” dedikleri gibi bizler bu köylere ve kasabalara gitmezsek oraları tanıyamayız ve kendi insanımıza yakın olamayız. Kimsenin bizden bir şey istediği yok. Sadece kapılarını çaldıklarınızda duydukları memnuniyet var.


İğdecik köyünde bir Türkmen anasının karşıma dikilip:

-Yok, yok… Senin buralarla bir ilgin olmasa buralara gelmezsin dediğini unutmuyorum ve her gittiğim yörede aynı espri ile cevap veriyorum.

-İyi bak bakalım, ben kime benziyorum?