Kayıtlar

Mart 16, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yüreğimdeki resim

Yüreğimden senin resmini silemem ki hiç
Sensizliği yazmışsa kader dilemem ki hiç
Bu sevdaya gözlerin gibi kara dediler
Kara da deseler beyaz da bilemem ki hiç

Yollara sorsam seni yolların dili tutulur
Bir gün tozlu raflarda resimler unutulur
Ben ki saklarım resimlerimi yüreğimde
Gök kubbe yıkılsa da resimler seni bulur

Ezelden çizilmiş yüreğimdeki bu resim
Ruhum seni aramış âlemde isim isim
Sevdalar tutuşunca âşıklar kül olurmuş
Kül olan bedenlerde sanma ki kalır cisim
Ne aşkımız ölür ne yüreğimdeki resim...Seyit Burhanettin Akbaş

Yar yoluna ölmüşüm ben

Sevgili Peygamberime
“Mutu kalbe ente mutu”

Senden başka kimim vardır
Aşkın yüreğimde hardır
Bu dünya kime diyardır?
Yar yoluna ölmüşüm ben


Ben nefisten geçmez miyim?
Aşk şarabın içmez miyim?
Kefenimi biçmez miyim?
Yar yoluna ölmüşüm ben

Neler neler söylediler
Bana bühtan eylediler
Benim kalbim seni diler
Yar yoluna ölmüşüm ben

Bu can bana emanettir
Senden gelen hidayettir
Sabrın sonu selamettir
Yar yoluna ölmüşüm ben

Diyar diyar gezdirirsin
Gerçekleri sezdirirsin
Canımdan da bezdirirsin
Yar yoluna ölmüşüm ben

Yana yana var divâne
El bağladım ol civâne
Ben neyim ki natuvâne
Yar yoluna ölmüşüm ben

Ben dervişe derman gerek
Yüreğime ferman gerek
Bugün beni sarman gerek
Yar yoluna ölmüşüm ben

Kefenimi biçin aktan
Gazel olur bu yapraktan
Ademoğlu hep topraktan
Yar yoluna ölmüşüm ben

Ölmeden ben ölmez miyim?
Ağlamadan gülmez miyim?
Ölümsüzüm bilmez miyim?
Yar yoluna ölmüşüm benSeyit Burhanettin Akbaş

Yâr ile Ağyâr

Niye ben böyleyim diye düşündün mü ey yâr
Sanma ki dinecek, sensiz esecek bu rüzgâr
Gönül tahtının biricik sultanısın elbet
Aşka yalan diyormuş vefâsızdır o ağyâr
Benim halimin icabıdır “ânestü nârâ”
Ya bu ten gider yahut da can, varırım yâra”
Yiğitlik devridir bu, zamanıdır ki mahbubun
Veririm haddini o devrâna, o ağyâra
Ağyârdan da, yâr senden de ederim şikâyet
Sırra vâkıf olmasın, elindedir dirâyet
Eşiğine yüz sürsem saldırır kelpler bana
Yâra da ağyâra da yüzün göster, devam et
Ben senin hayranınım, sen kimin hayranısın
Ben benim sanırdım, ya sen kimin seyranısın
Ben kendimi yâr bilirdim, yoksa ağyâr mıyım
Biganeyim demek, sen kimin asumanısın?
Muhabbet dediğin iki baştan olmalı yâr
Sevmeli ki yürekler gezmeli diyâr diyâr
Sana kimisi can derken kimisi der cânân
Cânân diyen biçâreden olur mu hiç ağyâr?Seyit Burhanettin Akbaş

Yalnızım

Yalnızım.
Sensizlik ne demek
Sen bilmiyorsun.
Hep uzaklara bakıyorsun
Ve benimle gelmiyorsun?
Ne olur yanımda kalsan
Sigaramı yaksan
Dumanında, tadında sen olsan
Seni düşündüğün her an
Rüyalarım gerçek olsa
Hiç uyanmasam
Bir ömür boyu
Benimle kalsan.Seyit Burhanettin Akbaş

Vedâ

Bilirim her vedâ bir başlangıçtır aslında
Bu kez ciddi bir vedâ olacaktır bilirim
Unuttum her şeyi bir şey kalmadı aklımda
Bu son mısralarla benzim solacak bilirim
Bilirim her vedâ bir başlangıçtır aslında
Nefesler duracak, vâdem dolacak bilirim

Nereye yürürüm iyi bilirim aslında
Gönlüm büyük huzuru bulacaktır bilirim
Bedenim yorulsa da coşkusu var ruhumda
Ayrılıklar hep vuslat olacaktır bilirim
Nereye yürürüm iyi bilirim aslında
Canlarım saçlarını yolacaktır bilirim

Bu hengâmeyi ben de iyi bilmem aslında
Herkes gibi yola çıkacağımı bilirim
Ne dertler vardır, ne sıkıntılar var karşımda
Dünyaya son bir kez bakacağımı bilirim
Bu hengâmeyi ben de iyi bilmem aslında
Onunla gönlümü yakacağımı bilirimSeyit Burhanettin Akbaş

Uzaklara gidenler

Merhamet yaprakları solgun düştü toprağa
Ne olur şimdi beni terk etme baba!
Tut ellerimden ne olur götür yıldızlara
Damla damla hayat ağacıma duasın baba!

Ayrılık yelkeni sensiz gidemez mi baba?
Ne olur şimdi mendil sallama bana
Topraktan gelenler bir gün döner toprağa
Uzaklara gidenler, neden dönmez ki baba?

Yıldızlara binerken gökyüzünde dört nala
Sen de katıldın işte ışıklı bir kervana
Demek buluştunuz hep, bu ne biçim curcuna?
Neden seni göremiyorum, nerdesin baba?Seyit Burhanettin Akbaş

Tanrı Nuru

Tanrı nuru gözlerinin karasında saklı
Sana gönlünü veren âşık ne kadar haklı
Sevdaya tutulan yüreğin olur mu aklı?
Versen dünyayı eline bakar mı sanırsın?

Yıldızlar yağmur olsa belki çare bulunur
Bu gamlı akşamlarda ne ihsanlar son bulur
Zannetme ki bir gün sevdalı yürek yorulur
Aşkın yollarına sensiz çıkar mı sanırsın?

Büyülenmiş gibidir öğütler hiç kâr etmez
Saklar aşkını kalbinde asla inkâr etmez
Vuslat ona can verir amma aşikâr etmez
Aşka susamış sözlerden bıkar mı sanırsın?Seyit Burhanettin Akbaş

Sürmelim

İmbikten süzülüp içime akan
Bakışlar sürmeli, gözler sürmeli
Meltem meltem esip gönlümü alan
Fısıldayan sesler, sözler sürmeli

Siyah ebrûların çatmasa olmaz
Kirpikleri oklar atmasa olmaz
Gizli gizli çalım satmasa olmaz
Edâlar sürmeli, nazlar sürmeli

Ömrümde bir âhû gibi kaçarken
Gülerken yüzünde çiçek açarken
Kelebek misali konup uçarken
Verdiği sevinçler hazlar sürmeli

Gözlerini bir gün görmesem olmaz
Umut çiçekleri dermesem olmaz
Kalbimi önüne sermesem olmaz
Sensizlik yürekte sızlar sürmeli
Seyit Burhanettin Akbaş

Sitemkâri

Bir çılgın rüzgâr eser gülşenime hıtâdan
Mesihten bir dem midir nigârıma sabâdan

Gül-ruhsâr artık yeter olsun ıstırap dinsin
Bâd-ı çemen bile zevksiz çektiğim cefâdan

Ey dil-nevâz, dilbersin, müzeyyensin bilirim
Deryalar geçiyor bak haberim yok safâdan

Eriyip gideni sen sanır mısın ki şemdir
Şu akan yaşları gör ki nem kaldı bahâdan

Ol mah ki her gece âlemimden sefer eyler
Hep dertten sözün eyler, söylemez ki devâdan

Aslında dert çok, dermân yok, kesmem ümidimi
Gözüm yaştır, dilim ateş, ayrılmam belâdan

Demişler ki şair sen ayrıl artık Leylâdan
Merdim vazgeçemem ne Leylâdan ne MevlâdanSeyit Burhanettin Akbaş

Sensizliğe sitem

Zamanı durdurmak elimde olsaydı eğer
Seninle ebedi yaşamak her şeye değer
Lâleler sümbüller boş yere avunsun dursun
Ab-ı hayatım, can suyum da senmişsin meğer


Zaman yağmur damlası saçlarında süzülür
Topraksa her damlayı tutmak için büzülür
Ne toprak yağmura doyar, ne yağmur toprağa
Sensiz geçen her âna benim gönlüm üzülürSeyit Burhanettin Akbaş

Sen öyle bil

Sen ölümsüz bir sevdâ
Ben içinde fırtınalar kopan Karadeniz dalgası
Durulmaz bu dalga,
Ama sen Karadeniz'i durgun görürsün
Öyle bilirsin.
Sen öyle bil!

Ben ki sevdaya Karadeniz kadar inat,
Ben ki aşkla Karadeniz kadar kavgalı...
Ben ki tutkuyla sarılırım hayata, evrene ve sana
Acıları yaşarım, sevinçleri doya doya
Ama sen beni durgun sanırsın
Öyle bilirsin.
Sen öyle bil!

Ne söylesem de kendimi anlatamam.
Aşkım Karadeniz kadar berrak
Sen gelince durulur fırtınalar,
Karadeniz gibi sessiz
Sen yine durgun sularda yüzersin
Haykırmak isterim aşkımı her an
Düğüm düğüm düğümlenir boğazım
Sen beni böyle sakin görürsün
Öyle bilirsin.
Sen öyle bil!Seyit Burhanettin Akbaş

Sen meni yahşı bilirsen

Sen meni yahşı bilirsen
Çoh eyi tanirsen
Erzurum dadaşı, Harput’un gakkoşuyam,
Bu dağların koç yiğidi, Azerbaycan balasıyam.
Aydın’ın efesi, Anadolu’nun sesiyem
Türk’e kefen biçenin yeri küllük olar
Bilirsen yükseler o sancahlar, bayrahlar

Sen meni yahşi bilirsen
Çoh eyi tanirsen
Atatürk torunuyam, Resulzade oğluyam
Türkiye’nin koçağı, Kafkasya kartalıyam
Adım Mehmet, adım Mustafa, adım İlham
Men bu eziz milletin bayrak kimi neferiyem

Men de seni yahşi bilirem
Çoh eyi tanirem
Senin atan da beleydi
İhdiyar neneleri vururdi
Körpecik balaları öldürürdi
Erzurum’da, Van’da, Hocalı’da
Ehli Müslümani galleşçe vurir
Torpağın altına doldirirdi

Men seni yahşi bilirem,
Çoh eyi tanirem.
Adın ya Andon’dur, ya Artin
Arkana almişsen emmi ile dayıni
Özünü de adamdan sayirsen
Senin atan da beleydi
Ekmek yediği gapıya pislerdi

Men seni yahşi bilirem
Çoh eyi tanirem.
Hocalı’da masum balalara kıyarsın
Sen dağda gezen çakallarla ayarsın
Kuduz iti avı paklar, yeri küllüktür
Karşında duran o heybetli Türklüktür.
Yel gayadan aparabilmez
Veten…

Sadece O

Sadece O O, gül bahçesinden bu sabah geçti
Büktü boynunu O’nu gören çiçekler.
Bahçevan oturdu, kendinden geçti
Peşinden koştu bütün kelebekler

O’nunla geçen an, en güzel andı
Bülbüller ağladı, nârına yandı
Cennetten melekler seyre varınca
Dilleri tutuldu, onu kıskandı

Yüzleri renk verdi güle, nergise
Gözleri ümitti, bakar herkese
Dinlerdi aşığı gün boyu onu
Gönlünü verirdi bu güzel sese

Her şey O’nla başlar, O’nla biterdi
Sevdalı yüreğe aşkı yeterdi
Kaybederdi âşık, aklını her an
Ona yol gösterir, yardım ederdi

Aşka masal deyip inanmadılar
Leyla’yı Mecnun’u yalan sandılar
Kendinden geçince pervane gibi
Kerem de Aslı da hemen yandılar

Yükselen ateştir sevdanın gülü
Âşıklar yanar da savrulur külü
O külle savrulur ölümsüz aşklar
Cennette bulursun gülü, bülbülüSeyit Burhanettin Akbaş

Saçların

Saçların Bir sevda masalı gizli içinde
Gönlüme bakıp da eser saçların
Alıp yüreğimi tel tel götürür
Kalbimi ortadan keser saçların

Yatırır bir yana içimde kalır
Aklımı o anda başımdan alır
Gönlüm uçlarında uzar kısalır
Beni öldürmeye yeter saçların

Kimi gün uzundur kimi gün kısa
Saçların devadır bulunmaz tasa
Ucundan koparsa gönlüme assa
Gönlümde yeşerir, biter saçların

Yüreğim takılır peşinden yürür
Rüzgârın kavurur, yerlerde sürür
Saçların dumandır ufkumu bürür
İmbikten süzülür, tüter saçların

Boynuma takılsın urgan yerine
Üstüme örtülsün yorgan yerine
Gönlüme bakılsın ferman yerine
Gönlümün içinde yiter saçların

Kalbime bağlasam siyah saçını
Taksam saçlarına aşkın tacını
İste benden bir gün aşk ilacını
Beni sevdalara iter saçlarınSeyit Burhanettin Akbaş

Pervane

Pervane Ben tepelerde seninle beraber koşarken...
Hürdüm, mutluydum.
Alnımdaki ter kabarcıkları damlarken toprağa,
Hürdüm, mutluydum.
Ben seninle beraber koşarken,
Düşünmezdim ayağıma batacak dikenleri,
Düşünmezdim taşların bana engel olacağını,
Tökezleyeceğimi, düşeceğimi...
Düşünmezdim.
Ben seninle beraber koşmayı severdim.
İnsanları severdim.
Tabiatın analığını severdim.
Yolları, yolculukları severdim.
Seni severdim.
Seninle ekmeği bölüşmeyi severdim.
Soluklanıp birlikte gülüşmeyi severdim.
Oturup da seni dinlemeyi severdim.
Hürdüm, mutluydum o zamanlar...
Senden ayrıldığımda sesini duymayı severdim.
Seninle fotoğraflarda yan yana durmayı severdim.
O zamanlar hüzünlü değildi kalbim,
Nefsim yaralı değildi, acımamıştı yüreğim
Pervanelerin ateşe koştuğu gibi koşardım,
Işıklara meftun oluşum...
Her ışığa koşuşum...
Ve yok oluşum...
Ben senin ışığında dönmeyi sevdim
Ben senin ışığına koşmayı sevdim
Ben pervaneler gibi yok oluşumu sevdim,
Yok oluşumu sevdim.Seyit Burhanettin Akbaş

İstanbul Panoraması

İstanbul’da Moda’da,
Bir kız var ağlamakta
Ey saçları büklüm büklüm olan kız
Otur biraz, anlat biraz, dur biraz
Neden bu şehir gibi gözlerin nemli
O sıcacık yüreciğin elemli
İstanbul’da Moda’da
Bir kız var ağlamakta
***
Kadıköy’de vapurun biri gelir, biri gider
Kanlıca’ya, Suadiye’ye gider
Bir gelin sevdiğine el eder
Biri denizde hayallere dalar
Diğeri takır takır borç senedi öder
Kadıköy’de vapurun biri gelir, biri giderSeyit Burhanettin Akbaş

Ne yapayım

Yüzünü görmeyen gözü ne yapayım
Sana gülümsemeyen yüzü ne yapayım
Zehir gibi sözlerimi bal ettin sen
Seni anlatmayan sözü ne yapayım

Saçlarına dokunmayan eli ne yapayım
Şarkını söylemeyen teli ne yapayım
Bir rüzgar ki sarsın bütün bedenini
Seni kucaklamayan yeli ne yapayım

Seni karşılamayan günü ne yapayım
Sen olmadan yaşanan dünü ne yapayım
Hayatın senden başka anlamı yok ki
Sensiz geçecek bir ömrü ne yapayım
Seyit Burhanettin Akbaş