Kayıtlar

Aralık 24, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Erciyes'e giden yol

Resim
Erciyes`e Giden Yol
Bir gün dolaşırken eteklerinde,
Bir yol gördüm Erciyes’e doğru giden
Kar beyaz başını yüreğimde resmederken
Bir yol gördüm Erciyes’e doğru giden
Bu kaçıncı aşk diyordum, bu kaçıncı aşık
Her yürekte taşınır mı bu zirve?
Her gönülde bu yanardağ, bu volkan
Bütün zamanlarda kıble gibi yürekleri kavuran
Tennuri gibi yanan, Burhaneddin gibi savrulan
Bir gönül diyordum, bir ocak diyordum
Bir yol gördüm Erciyes’e doğru giden,
Ressamlar oturmuş dizi dizi,
Şairler gördüm mısra mısra
Ben de katıldım işte bu kervana
Siz yüce nedir bilir misiniz?
Bilmezdim Erciyes`i görmeden yücenin ne olduğunu,
Bir kutup gibi cezbedici
Eşşiz bir tablo gibi,
Nadide bir heykel gibi,
Muhteşem bir kitap gibi olmak ne demek
bilir misiniz?
Beni çağırıyordu Erciyes, açmış kucağını
Nasıl olurdu böyle bir şey
Bir gelinin tazeliği
Bir ak saçlı bilgenin tevazusu
Böyle yan yana nasıl olabilirdi?
Şimdi Erciyes`te olmak vardı dediniz mi hiç?
Demedinizse siz yücenin ne olduğunu bilmezsiniz
Öyleyse tadmadınız…

Efsane

Saçının bir teli cennet misali
Yüzüne bakanın tutulur dili
Ne olur tutsaydın kimsesiz eli
Sevgilim, bir tanem, neredesin sen

Bir bahar şarkısı yüzünde güller
Susar mı sanırsın seven gönüller
Gönlümde açar mı yine sümbüller
Sevgilim, bir tanem, neredesin sen

Duymazsam sesini öleceğim ben
Ne zaman ey Tanrım güleceğim ben
Gözyaşımı şimdi sileceğim ben
Sevgilim, bir tanem, neredesin sen

Ferhat gibi ben de Şirin'e yandım
Gözlerine bakıp nasıl aldandım
Suna boylum seni benimsin sandım
Sevgilim, bir tanem, neredesin sen

Mecnun'a sordular Leyla nerede?
Leyla'yı görmeyen Mecnun kederde
Ayrılık acısı varsa kaderde
Sevgilim, bir tanem, neredesin sen

Seyit Burhanettin Akbaş

Damladaki şule

Yağmur damlasındaki şule gibiydin
Gözlerim kamaştı seni görünce
Senin renklerine bağlandım kaldım
Ne hoşsun, ne tatlı, zarif ve ince

Rüya gibi adınla yükseldin birden
Bütün renklerinle bulutların içinden
Tatlı bir bakıştın, ince bir sözdün ki
Beni seni tanırdım sanki önceden

Seninle yaşamak sırlarına ermektir
Gönül bahçende adım adım gezmektir
Sen çiçeklerinle hayat verirsin bana
En büyük mutluluk sana inciler dermektir

Ömrüm oldukça artık hep seninleyim
Gözlerim gözlerinde ve senin nefesindeyim
Mutlaka bir gün, tut ellerimden tut
Budur büyük hayal, budur büyük umut

Seyit Burhanettin Akbaş

Dağ kırlangıçları

Git başımdan dağ kırlangıçları git!
Bu dağlar zorludur
Aşka vermiyor geçit.
Suçluyum
Sarp kayalarda uçtuğum için
Suçluyum
Yalçın yamaçlarda
Dağ kırlangıcı olduğum için.
Zirveden ayıramam ki gözlerimi
Gezmeliyim yamaçlarını, vadilerini
Tutsak olmamı istiyorsan benden
Yalnızca gözlerime bak yeter
Ölümümü bekliyorsan eğer
Ölümüm, sensizliğin adı olacak.

Seyit Burhanettin Akbaş

Çıtı pıtı hanımsın (Bahar Şarkıları-1)

Sen gelince çiçekler sabah sessiz açarmış
Bahar gelmiş kapıma inci mercan saçarmış

Çıtı pıtı hanımsın, kalbimdesin, canımsın
Yüreğime gir de gör, sen benimsin, yarımsın

Yağmurlar ince ince, insan coşar sevince
Kalbim neşe saçıyor, sen yanıma gelince

Güneş bile kıskanır, gözleri kamaşırmış
Senin gibi nâzenin yıldıza yaraşırmış

Seni gören bulutlar, bahar türküsü söyler
Saçların rüzgar olur, âşıklar figan eyler

Rüyanı söyle bana, aşkım çıkar falına
Bekle beni sevgilim, geleceğim yanına

Bu şarkı senin için yüreğimden esinti
Çiçek çiçek gezelim, bitmesin bu gezinti

Çıtı pıtı hanımsın, kalbimdesin, canımsın
Yüreğime gir de gör, sen benimsin, yarımsın

Seyit Burhanettin Akbaş

Bulutlar nereye?

Bulutlar nereye?
Yoksa nergislerin, sümbüllerin açtığı yere mi?
Akça Sunanın gönlümü yaktığı yere mi?
Oğuz pınarının büngül büngül aktığı yere mi?
Söyleyin bulutlar nereye?

Bulutlar nereye?
Eğer benim doğduğum köye ise yolunuz,
Dağ alıçlarına, yaban kırlangıçlarına, kekliğime,
Koramaz’ın eteğinde salıncak kurduğum cevizime selam ederim.
Yazıda yabanda eğer bizim köyün çobanını görürsen,
Susuz pınarın başında yanık yanık çalıyorsa kavalını
Çisil çisil susuz pınara akın bulutlar,
Köyüme uzaktan bakın bulutlar.

Bulutlar nereye?
Erciyes’in Ali Dağı’na baktığı yere mi?
Anamın sabah sabah tandır ekmeği yaptığı yere mi?
Suna kızın çiçekleri başına taktığı yere mi?
Söyleyin bulutlar nereye?

Bulutlar nereye?
Eğer bizim viranhaneye düşerse yolunuz,
Orada ak saçlı anam var, güngörmüş babam; yürekleri efil efil eserken
Bir sağlık haberi verin de yürekleri yanmasın, sızlamasın
Akça Sunam gözler benim yolumu, sakın ha sakın üzülmesin, ağlamasın
Siz onun yerine göz pınarlarınızı çözün bulutlar,
Çisi…

Bu ne güzel kış böyle

Tatlı bir bakış gibi,içten bir gülüş gibi
Son bir haykırış gibi, ne güzel bir kış böyle

İçinde gurbet saklı, aşklar var ki yasaklı
Karlar bence çok haklı, ne güzel bir kış böyle

Soğuklar ılık ılık, beyazda kararlılık
Dağlarda duyarlılık, ne güzel bir kış böyle

Ağaçlar karlar açar, serçeler eve kaçar
Doğa mutluluk saçar, ne güzel bir kış böyle

Ya kar yağar ya dolu, sevenler gözler yolu
Camlarda bekler kolu, ne güzel bir kış böyle

Gün kısa gece uzun, üşürmüş tatlı yüzün
Ne keder var ne hüzün, ne güzel bir kış böyle
Bahara selam söyle

Kışın sonu bahârdır, bahar vefalı yârdır
Yürek ısıtan hârdır, ne güzel bir kış böyle
Baharı sen müjdele

Seyit Burhanettin Akbaş

Bu gece

Üşümüşse cananım ateş olup yakmalı
Kor misali yanınca, birlikte tutuşmalı
Bu dünyada olmazsa kavuşmalı cennette
Orası dursun hele, bu gece buluşmalı

Sensiz geçen zamanın telafisi olmalı
Vakit çok geç olmadan seninle konuşmalı
Yürekler birleşince hayat durmalı hemen
Saatler dursun artık, bu gece buluşmalı

Geceler aşka susar, gecelerde coşmalı
Yare giden yollarda hiç durmadan koşmalı
Ayrılık türküleri kalmalı ozanlarda
Gerek yok beklemeye bu gece buluşmalı

Seyit Burhanettin Akbaş

Biri ay, biri yıldız

Sabahtan bir dertli uğramış bu çimenlere
Gözyaşlarını saçmış da her yere
Gitmiş olmalı bir meçhule, kim bilir...
Bense sabahladığım bu akşamın seherinde,
Giden aya baktım geceler boyu.
Ne kadar küçüğüm, ne kadar aşağıdayım böyle...
Ben bu kadar küçük, göz yaşlarım daha da küçük.
Bir mendil bile sallayamadım sana.
Ay dede hicranla baktı bana.
Giden ay tutulur mu, giden ay tutulur mu?
Peşimden koştu geldi akrep ile yelkovan...
Giden ay benim olsa, giden ay benim olsa...
Benim de iki kardeşim olsa,
Biri ay, biri yıldız.

Seyit Burhanettin Akbaş

Bir destandır Kayseri halısı

Kirkit sesleri geliyor yine:
-Tak tak tak tak tak!
Bugün efkarlıyım,
Ne olur beni bırak.
***
Kuşluk vakti alaca karanlıkta,
Saçlarına dokunmuş Erciyes’in rüzgarı.
Tezgahlar geriliyor iplik iplik.
Yumuk gözlerde sevda var.
Gözlerine hapsolmasın yüreğin,
Gün başlıyor upuzun, yarınlardan ümit var.
Hisarcıklı Mehmet, Bünyanlı Hüseyin
Kendi gurbet elde gönlü sılada.
Aheeey! Gesi bağlarında dolanıyorum.
Halının direğine dayanıyorum.
Ayrılığın acısını kırmızıya dokudum
Hem ağladım, hem halımı dokudum.
***
Alı al, moru mor, çividisi kiremidisi bol halılar,
Zemini de başak sarısı olsun.
Kazak kilim olsun, Şirvan dilim olsun.
Buhara benim olsun, Üzümlü senin olsun.
Günleri saralım yumak yumak asalım
Çıpkıları vuralım.
Gelene geçene yol olsun.
Göbekliler han olsun yolcuları uyutsun.
Sarmaşıklı sarsın, gölgesi çok olsun.
Papatya, Ferağan, Laleli bahçemize söz olsun.
Sandıklı’yı saklayalım
Ayşe kızın sandığında çeyiz olsun.
***
Her evde kirkit sesleri,
Sabah sabah kirkitler vuruluyor alınyazısına.…

Bir çocuk el etti

Maraş’ta Beyoğlu’nda,
Elimde silah, belimde kasatura.
Gidiyorduk Mercedes’in üstünde,
Mehmetçikler yan yana, omuz omuza,
Bir çocuk baktı, el etti bana.

Okulun bahçesindeydi afacan,
Heyecanlıydı, gururluydu.
Gözleri parıl parıl parıldadı.
Dudakları bir şeyler söyledi, kımıldadı.
Bir çocuk baktı, el etti bana.

Okulun bahçesinde ay ile yıldız
Yol üstünde Mehmetler sıra sıra...
Çocuk heyecanla seslendi arkadaşlarına:
Asker amca! Asker amca!
Bir çocuk baktı, el etti bana.

Hem çocuğa baktım, hem okula
Göz yaşlarım içimden kalbime aktı.
Doyamadığım o gözler ruhumu yaktı.
Kucak dolusu sevgiyi doldurdum ruhuma.
Bir çocuk baktı, el etti bana.

Gözlerim dağlara kaydı yavaşça.
Ufukta ne okul, ne de çocuk kaldı.
Motorun gürültüsünde sessizlik ve hüzün vardı
Silahıma sarıldım, daldım yalnızlığa
Bir çocuk baktı, el etti bana.

Seyit Burhanettin Akbaş

Benim Rüyam

Benim Rüyam

Rüyalarıma geliyorsun her gün
Ferman gibi okuyorsun şiirlerimi
Üzerinde beyaz mı beyaz bir elbise
Görüyorum zülüflerini

Şiirlerimi kim ulamış böyle dizi dizi
Böyle uzun kâğıdı kim bulmuş, kim yazmış
Bir kız varmış dünyalar güzeli
Mısralarıma bir bir akmış

Saatlerce bıkmadan, usanmadan okuyorsun
Sonra bir tebessüm yetiyor bana
O vakitler benim aklım gidiyor
İşte o zaman aşkımı söylüyorum rüyalarımda sana

Mısralarım zülfünde geziyorken tel tel
Satır satır büyüyor içimde aşkın
Sonra yüzlerimde gezerken bir el
Dua gibi huzurlu tatlı bir bakışın

Aklım artık gönlüme ezilerek yenildi
Kalbim lime lime bin yerinden delindi
Şifa niyetine tuttum bir eli
Baktım, senin elindi

Aşk badesini pirler elinden içmek de vardı
Tanrı bana senin elinden sundu
Yaralı kalbimi tuta tuta gezerken
Kalbimdeki ok, senin okundu

Ne olur bu rüyadan hiç uyanmasam
Ya da Tanrım, arasam, bulsam onu
Rüyalarım gerçek olsa,
Şiirlerimi okusa bir ömür boyu

Sonra günü gelse ayrılsak dünyadan
Şiirlerimiz kalsa bizden …

Benim Hikayem

Benim Hikayem

Kimselere anlatmazdım hikâyemi,
Bilmiyorum ki sana niye anlattım
Nasıl oldu inan ben de anlamadım
Kendimi anlatacakken seni anlattım
Sen bana bakınca ben diyordun
Ben sana bakınca ben diyordum
Aslında ne söylediğimi bilmiyordum
Sen kimsin, ben kimim karıştırır oldum
Nereye yürüsem bütün yollar sana çıkıyordu
Nereye baksam gözlerin bana bakıyordu
İşte o zaman anladım ki sen yoktun
Belki de sen vardın ben yoktum
İşte böyle kafası karışık bir adamım
Gölgeme bakınca seni görürüm
O yüzden gölgeme basmadan yürürüm
Ben hayatta en çok gölgemi sevdim
Gölgem beni sevdi mi bilemedim
Bir gün dediler ki ayrılık vaktidir
Sana veda etmeyi hiç düşünmemiştim
Gölgem bana bakıp gülümsedi
Yanağıma bir ayrılık busesi verdi
Ben gözyaşlarımı tutamamışken
Baktım ki gölgem peşimden geldi
Anladım ki gölgem beni seviyordu
Gölgemi aynada görmek istedim
Onu gördüm, tir tir titredim
Benim gölgem, ne güzel bir gölgeydi

Seyit Burhanettin Akbaş

Beni seversen eğer

Beni seversen eğer

Belki yanındayım belki de çok çok uzakta
Belki yıldızlardayım, belki süzgün yaprakta
Bir ayağım bulutta, bir ayağım toprakta
Beni düşündüğün her an yanında olurum

Gelmeye gerek var mı, sen yeter ki sez beni
Gönül dünyam açıktır, diyar diyar gez beni
Kaderim bir heceyse, bulutlara yaz beni
Sen istersen sevgilim her an kanında olurum

Al ruhumu ruhuna, dilersen kat canına
Ellerimden tut beni, al sadece yanına
Bir ömre bedel olur, yanarım her ânına
Beni seversen eğer, her an canında olurum

Seyit Burhanettin Akbaş

Ben Senin Baktığın Yerdeyim

Ben senin baktığın yerdeyim

Korkma bir tanem, ben buradayım
Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim
Sen bana bakmak için yorulma sakın
Ben senin baktığın her yerdeyim
Sigaranı yiğitçe yak ve karşıma keyfince kurul
Seni mağlup etmek isteyen düşman karşısında beni bulur
Biz bir kere söz verdik mi, sözümüz namusumuz olur
Korkakların işidir sinsi sinsi dolaşmak
Palavralar atıp iftiraya bulaşmak
Onları boş ver sen
Hayatta bir sen bir de ben
Feleğin çemberinden kaç kere atlamışım
Dertleri, kederleri toplayıp katlamışım
Ben seni unutmak için sevmedim ki
Benim hançerim senin yanında kedi yavrusu olur
Gözlerim şahin yuvasında bir annenin bakışı
Senin sırtın benim sırtım gibi güvende durur
Ben seni unutmam, unutamam
Korkma bir tanem, ben buradayım
Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim
Sen bana bakmak için yorulma sakın
Ben senin baktığın her yerdeyim

Seyit Burhanettin Akbaş

Ayrılık Şarkısı

Ayrılık Şarkısı

Bugün seni rüyamda gördüm diyorsun?
Seni ne çok sevdiğimi bilmiyorsun.
Gönlümde bu esâret, yüreğimde bu işkence
Daha ne ayrılıklar var bilmiyorsun.

Şiirler yazdım sana, şarkılar senin için
Sevgimi sundum sana, ayrılık benim için

Sensiz geçen bir ömrün ne faydası var?
Sensiz geçen her gün gönlüme zarar
Mecnun Leyla’yı, Ferhat Şirin’i niye arar?
Aşkın kitabını ben de yazıyorum.

Şiirler yazdım sana, şarkılar senin için
Sevgimi sundum sana, ayrılık benim için

Bulutların arasından süzülüp gelirsin
Gerçek dünyama hayal gibi girersin
Sevinçlerim çığlık çığlık koşarken
Ben neden dağlara doğru yürüyorum?

Şiirler yazdım sana, şarkılar senin için
Sevgimi sundum sana, ayrılık benim için

Bir yıldız dünyama ışık gibi düştü
Gönlüm uçtu, bulutların üstüne düştü
Gerçek değil melekler, hepsi bir düştü
Bulutlar ağlarken gözlerin neler söylüyor?

Şiirler yazdım sana, şarkılar senin için
Sevgimi sundum sana, ayrılık benim için

Seyit Burhanettin Akbaş

Aşkın Tarifi

Aşkın tarifi

Senden önce eşsizdim, tektim, öyle sanırdım
Sen öğrettin bana
İki kişiyim ben aslında
Biri kaykıla kaykıla gezen
Diğeri aşka susamış yana yana

Senden önce ben aşka inanmazdım
Söylemezdim hiç aşkın adını
Burun kıvırır geçerdim hep
Ne Kerem’i tanırdım ne de Aslı’yı

Tozlu kitapların tozlu raflarında derdim
Görmüşler bir zamanlar rüyasını aşkın
Kerem de Aslı da nasıl yanar diyordum
Şimdi ise buruk, bir o kadar şaşkınım

Kelimeler uçuşurken anlamsız
Bir şeyler öğrendim sanki
Dünyaya gelmeden biz
Aşkımız zaten var ki

Böyle sarsılışı ben ömrümce görmedim
Çok irkildim ama hiçbir zaman
Böyle irkilmedim
Şimdi artık eminim aşk var diyorum
Ve nihayet haykırıyorum

Duyduğum bütün hikâyeler gerçekmiş meğer
Şimdi onları okuyorum yeniden
Çılgınca dinliyorum şarkıları, duyuyorum sesleri
Çıkarıyorum aşkı, sihirli bir kelimeden

Aşkın gerçek olanını biliyorum artık
Kendimi de senin gibi seviyorum artık
Aşka düştü diyenler gerçeği söylemezler
Aşk, Ağrı’nın zirvesi
Zirveye çıkılınca inilmez artık…

Aşkımın Şarkısı

Aşkımın şarkısı

Bir şarkı söylerim gönlünü yakar
Sözler damla damla ruhumdan akar
Bilirim içinde ayrılıklar var
Gönlümdeki şarkı seni unutmaz

Şarkım nağme nağme özlüyor seni
Mısralar uçuyor, bak deli deli
Bir gece ansızın duyarsın beni
Aşkımın şarkısı seni uyutmaz

Geleceksin diye diledim dilek
Yollara bakarken eridi yürek
Sensizim kalbimde yaşamaz çiçek
Başka şarkılar da beni avutmaz

Seyit Burhanettin Akbaş

Aşkı abartmayalım!

Aşkı abartmayalım!

Dağları delmedim diye
Aşkımı silmedim diye
Bu dertle ölmedim diye
Üzülme.
Aşkı abartmayalım diyorsun.
Dağları delmediğimi
Çağırdığında gelmediğimi
Bu dertten ölmediğimi
Nereden biliyorsun?

Ahım ile yüce dağlar yıkılmadı diye
Kalbim bir gün olsun sıkılmadı diye
Bu sevdadan bunca zaman bıkılmadı diye
Üzülme.
Aşkı abartmayalım diyorsun
Dağların yücesine çıkılmadığını
Ahım ile dağların yıkılmadığını
Sevginle yüreğin yakılmadığını
Nereden biliyorsun?

Gonca güllerimi dermedim mi?
Yüreğimi önüne sermedim mi?
Kalbimi sana vermedim mi?
Daha niçin üzülüyorsun?
Ve hâlâ aşkı abartmayalım diyorsun.
Nur yüzüne bakmayayım mı?
Gökyüzünü yakmayayım mı?
Yağmur olup akmayayım mı?
Bence ne söylediğini bilmiyorsun.
İyi düşün.

Seyit Burhanettin Akbaş

Aşk yürek ister

Aşk yürek ister

Sözler gelir bir güvercinin kanadında durur
Bir kahvenin telvesine konar, gizlenir
Yürek bu, dayanamaz ki her söze
Satır satır, hece hece,
Bir kez daha, bir kez daha dinlenir

Aşkı insan hapseder de yüreğine
Yürek yansın, savrulsun külleri diye
Çınlar durur kulaklarda bu sesler
Hiç bilmezsin, hiç bilmezsin
Nasıl geçiyor bu yangınla günleri diye

Aşkın kıymetini bilmeyen bilmez
Sanır ki sadece bir yürek titrer
Heder olan aşklara yanmak gerekir
Aşkı yaşamak, koskoca bir yürek ister

Seyit Burhanettin Akbaş

Aşıklar Ölmez

Aşıklar Ölmez

Bulutlarda gör beni, şafakta, gökyüzünde
Bu yol benim yolumdur, gözlerim izlerinde
Umudun başladığı yerde sen duruyorsun
Ufuklar sensiz olmaz, yarınlar gider aşka
Ruhumun sahibisin, neden soruyorsun?
Ruh veren yıldızlara kimse yok senden başka
Her şey kaderse eğer, nasip deyip alırız
Aşkın fermanı buysa iki yoldaş kalırız
Ne aşka sözüm geçer, ne halden anlayan var
Ne severmişim seni, sensiz dünya bana dar
Ellerimden tut beni, al götür diyar diyâr
Eğer bülbül dilerse bahçeler olur gülzâr
Ten candan ayrılırmış ölüm derler adına
Taze çiçekler açar gelirim ben yâdına
İnsan olan gafildir ölüme derler gerçek
Niye insan ölsün ki, âşıklar ölmeyecek

Seyit Burhanettin Akbaş

Andelip

Andelip

Her gece bahçende öten bülbülüm
Al kanlara boyandı beyaz gülüm
Acılar bal olmaz susmaz ki dilim
Bu çılgın Andelip seviyor seni

Hazan mevsiminde, her dolunayda
Yılın her mevsiminde her bir ayda
Aşkımı söylesem bana yok fayda
Bu çılgın Andelip seviyor seni

Senin için geceler boyu öterim
Gül bahçesinde gam ile biterim
Gözlerine bakar, erir giderim
Bu çılgın Andelip seviyor seni

Bahçemdeki güller aşk için açar
Bende ateş var, figan var, feryat var
Duy sesimi ne olur sevgili yar
Bu çılgın Andelip seviyor seni

Beyaz güller neden kana bulanır?
Çılgın bülbül sabaha dek dolanır.
Yalnızlığım kederime ulanır
Bu çılgın Andelip seviyor seni

O yüzden sevenlerden gitmez sızı
O yüzden ki gülün rengi kırmızı
Kırılsa da bir gün aşkımın sazı
Bu çılgın Andelip seviyor seni
Her seher bir güle bak, unutma beni!

Seyit Burhanettin Akbaş

Akılsızın biriyim

Akılsızın biriyim

Kapımı çalmadan gel, kedere salmadan gel
Benim canım tez diye, fazla geç kalmadan gel

Komşuya varmış gibi, bir ateş almış gibi
Beni görenler desin, uykuya dalmış gibi

Aşk şarabı içelim, kendimizden geçelim
Fazlasını istemem, vakti gelsin göçelim

Gelsem yine hayata, böyle derviş olurum
Akılsızın biriyim, gelir seni bulurum

Kanadı yok atımın acep nasıl uçayım
İzin verin ey dostlar, ufak ufak kaçayım

Yunus'un pazarında beni de alın satın
Benden yana bir şey yok defolu mala katın

Hayatı sevdim diye, çok zaman güldüm diye
Kusurumu affedin, dünyaya geldim diye...

Seyit Burhanettin Akbaş

Ah bir görünmez olsam

Ah bir görünmez olsam

Rüyalarda bulsam seni
Hep yanıma alsam seni
Yüreğine dalmak için
Ah bir görünmez olsam

Gözlerinde geziversem
Saçlarında yüzüversem
Ellerini çözüversem
Ah bir görünmez olsam

Gamze olsam Yanağında
Şiir olsam dudağında
Yüreğine dolmak için
Ah bir görünmez olsam

Kalbimin her atışında
Güneşin her batışında
Hep yanında olmak için
Ah bir görünmez olsam

Seyit Burhanettin Akbaş